|
Maliye Bakanlığından:
Gelir Vergisi Genel Tebliği Seri No: 252
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan
gelir veya kurumlar vergisinden mahsubu ve kalan kısmın iadesi, geçici
verginin mahsup ve iadesi ile bu vergilere ait vergi hatalarından
kaynaklanan iade işlemlerine ilişkin düzenleme ve açıklamalar bu Tebliğin
konusunu oluşturmaktadır.
1. Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Mahsup ve İadesi
1.1. Yasal Düzenlemeler
Gelir Vergisi Kanununun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 44 üncü
maddelerinde; beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan
Gelir/Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kesilmiş bulunan vergilerin,
beyanname üzerinden hesaplanan gelir/kurumlar vergisine mahsup edileceği,
mahsubu yapılan miktarın gelir/kurumlar vergisinden fazla olması halinde
aradaki farkın vergi dairesince mükellefe bildirileceği ve mükellefin
tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red
ve iade olunacağı belirtilmiştir.
Söz
konusu maddelerde,
5035 sayılı Kanunla
yapılan düzenlemeler uyarınca, iadesi gereken vergiler ile ilgili olarak;
iadeyi mahsuben veya nakden yaptırma, inceleme raporuna, yeminli mali
müşavir raporuna veya teminata bağlama ve iade için aranılacak belgeleri
belirleme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir. Bu yetki; kazanç
türlerine, iade şekillerine, geliri elde edenin veya ödemeyi yapanın
hukuki statüsüne göre ayrı ayrı kullanılabileceği gibi belli hadler
çerçevesinde de kullanılabilecektir.
Mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık
gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibariyle
yapılacaktır. İkmalen veya re'sen yapılan tarhiyatlarda ise mahsup işlemi,
mahsup talebine ilişkin dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi
kayıtlarına girdiği tarih itibariyle yapılacaktır. Aranan belgelerin
tamamlanması aşamasında yapılan tahsilatlar yönünden düzeltme
yapılmayacaktır.
Bu
düzenlemelere göre, tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsup ve iadesi
aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
1.2. Beyanname Üzerinden Hesaplanan Vergiye Mahsup
Yıllık beyanname ile beyan edilen gelir veya kurum kazancı üzerinden
hesaplanan vergiden yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergiler mahsup
edilir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tevkif yoluyla kesilen
verginin beyannameye dahil edilen gelir veya kazanca ilişkin olması
gerekir.
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisinden
mahsubunda mükelleflerin kendilerinden yapılan vergi tevkifatı ile ilgili
olarak kesintiyi yapan vergi sorumlularının adı-soyadı veya unvanını,
bağlı olduğu vergi dairesini ve vergi kimlik numaralarını, kesintiye esas
alınan brüt tutarları, kesilen vergileri ve kesinti yapılan dönemleri
gösteren bir tabloyu (Ek: l Tablo) yıllık beyannamelerine eklemeleri
yeterlidir.
1.3. Diğer Vergi Borçlarına Mahsup veya Nakden İade
1.3.1. Mahsup Yoluyla İade
Tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda
kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsup talebi tutarına
bakılmaksızın, inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilir.
Bunun için mahsup talebinin dilekçe (Ek: 2 Dilekçe Örneği) ile yapılması
ve yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin tablonun (Ek: l) dilekçe ekinde
yer alması gerekmektedir. Söz konusu tablonun daha önce yıllık beyanname
ekinde yer almış olması halinde, mahsup dilekçesi yeterli olacaktır.
Mahsup dilekçesi ve ilgili tablonun ibraz edilmiş olması kaydıyla,
mükelleflerin vergi borçlarına ilişkin mahsup talepleri yıllık
beyannamenin verildiği tarih esas alınarak yerine getirilir.
Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresinde
verilmemesi ya da sair nedenlerle ikmalen veya re'sen yapılan tarhiyatlar
üzerine tahakkuk eden vergiler ile ilgili olarak daha önce tevkif yoluyla
kesilen vergiler öncelikle tarhiyat aşamasında vergi dairesince dikkate
alınarak yerine getirilir. Bu mahsuplar sonunda kalan kısım talep edilmesi
halinde diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu durumda mahsup talepleri
dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği
tarihten itibaren hüküm ifade eder. Bu tarihten itibaren mükelleflerin
mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmaz.
Mükellefler dilerlerse ortağı bulundukları adi ortaklık veya kollektif
şirketlerin müteselsilen sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben
iade talebinde bulunabilirler. Bu taleplerin yerine getirilebilmesi için,
iade alacaklısı mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması
ve mahsup dilekçesinde adi ortaklık veya kollektif şirketin hangi dönem
borçları için mahsup talep edildiğinin belirtilmesi gerekir. Mahsup
talebine ilişkin dilekçe (Ek:2) ve eklerinin vergi dairesi kayıtlarına
girdiği tarih esas alınır.
Mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması halinde, iade
alacağının sonraki dönemlerde muaccel hale gelecek vergi borçlarına
mahsubu mümkündür. Bu takdirde mahsup talebi sonraki dönemlerde doğacak
verginin tahakkuku ile hüküm ifade eder.
Mahsup taleplerinin yerine getirilmesinde, Vergi Usul Kanununun 114 ve 126
ncı maddelerinde yer alan zamanaşımı hükümleri gözönünde bulundurulur.
1.3.2. Nakden İade
Nakden iade taleplerinin dilekçe ile yapılması şarttır. Tevkif yoluyla
kesilen vergilere ilişkin nakden iade edilecek tutarın 10 milyar lirayı
geçmemesi halinde iade talebi, yıl içinde yapılan tevkifatlara ilişkin
tablo (Ek: l) ile birlikte;
-
Ücret ve gayrimenkul sermaye iradına ilişkin olması halinde ücretlere
ilişkin olarak işveren tarafından verilen ve kesintinin yapıldığını
gösteren yazının, gayrimenkul sermaye iradına ilişkin olarak kira
kontratının,
-
Menkul sermaye iradına ilişkin olarak kesintiyi yapan bankalar, özel
finans kurumları, aracı kurumlar ve diğer kurumlar tarafından düzenlenen
ve vergi kesintisinin yapıldığını gösteren belgenin,
-
Serbest meslek kazancına ilişkin olarak vergilerin sorumlu adına tahakkuk
ettiğini gösteren ilgili saymanlık yazısının,
-
Ticari kazançlar ve zirai kazançlara ilişkin olarak tevkif yoluyla kesilen
vergilerin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine ödenmiş
olduğuna ilişkin belgenin,
ilgili ku rumca onaylanan bir örneğinin dilekçeye eklenmesi koşuluyla
inceleme raporu ve teminat aranmaksızın yerine getirilir.
Nakden yapılacak iade taleplerinin 10 milyar lirayı aşması halinde, 10
milyar lirayı aşan kısım Vergi Usul Kanununa göre vergi inceleme yetkisi
bulunanlarca yapılacak inceleme sonucunda düzenlenecek vergi inceleme
raporuna göre iade edilir. l0 milyar liraya kadar olan kısım ise, dilekçe
ekinde yukarıda belirtilen belgelerin yer alması koşuluyla teminat
aranmaksızın ve inceleme raporu beklenmeksizin iade edilir.
İade
talebi teminat gösterilmesi halinde inceleme sonucu beklenmeksizin yerine
getirilir. Teminat olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin l, 2 ve 3 numaralı bentlerinde
sayılanlardan bir veya bir kaçı gösterilebilir. Banka teminat
mektuplarının (süresiz-şartsız) paraya çevrilmeleri konusunda hiçbir
sınırlayıcı şart taşımaması ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine
göre faaliyette bulunan bankalar veya özel finans kurumları tarafından
düzenlenmiş olması gerekir.
Nakden iade talebinin 100 milyar liraya kadar olan kısmı mükellefle
süresinde tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş yeminli mali müşavirce
düzenlenecek tam tasdik raporu uyarınca iade edilir. İade talebinin 100
milyar lirayı aşan kısmının iadesi ise denetim elemanlarınca düzenlenen
vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilir.
Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere,
köylere ve sermayelerinin en az % 51 veya daha fazlası bu kurumlara ait
işletmelere yapılacak iadeler, bu Tebliğde belirtilen belgelerin ibrazı
üzerine miktara bakılmaksızın inceleme raporu ve teminat aranılmadan
yerine getirilir.
Nakden iade edilebilir aşamaya gelen alacağın üçüncü şahısların vergi
borçlarına mahsubu talep edilebilir. Bu mahsup işlemine ilişkin verilecek
dilekçede (Ek: 2), lehine mahsup talebinde bulunulan kişinin adı-soyadı
veya unvanı, vergi kimlik numarası, bağlı olduğu vergi dairesi ile borcun
türü, miktarı ve dönemi bildirilir. Bu şekilde yapılan mahsup talepleri
düzeltme fişinin onaylandığı tarih itibariyle yerine getirilir.
İade
talebinin kısmen mahsuben kısmen nakden olması halinde, söz konusu
talepler bu Tebliğde yer alan açıklamalar çerçevesinde ayrı ayrı
değerlendirilir. Dolayısıyla talebin tümünün nakit iadesi olarak kabul
edilerek işlem yapılması söz konusu değildir.
Nakden iade talepleri ile ilgili olarak bu Tebliğin 1.3.2. bölümünde
belirtilen belgeler, talep edilen tutarın tamamı için aranılacaktır.
2. Geçici Verginin Mahsubu ve İadesi
2.l. Yasal Düzenlemeler
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120 nci maddesinde; üçer aylık dönemler
halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici verginin, yıllık
beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edileceği, mahsup
edilemeyen tutarın mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edileceği, bu
mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarının da o yılın sonuna kadar
yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edileceği
belirtilmiştir. Bu esaslar kurumlar vergisi mükellefleri açısından da
geçerlidir.
2.2. Beyanname Üzerinden Hesaplanan Vergiye Mahsup
Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden
ilgili hesap dönemine ilişkin geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici
vergi mahsup edilir.
Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tahakkuk ettirilmiş geçici verginin
ödenmiş olması gerekmektedir. Geçici vergi dönemleri itibariyle tahakkuk
ettirilmiş, ancak ödenmemiş bulunan geçici verginin yıllık beyanname
üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmesi
mümkün değildir.
Tahakkuk ettirilmiş ancak ödenmemiş olması dolayısıyla yıllık beyanname
üzerinden hesaplanan vergiden mahsup imkanı bulunmayan geçici vergi
tutarları terkin edilir. Terkin edilen geçici vergi tutarı için vade
tarihinden terkin edilmesi gereken tarih olan yıllık beyannamenin
verilmesi gereken kanuni sürenin başlangıç tarihine kadar gecikme zammı
uygulanır.
2.3. Diğer Vergi Borçlarına Mahsup veya Nakden İade
Ödenen geçici vergi tutarının, geçici verginin ilgili olduğu döneme
ilişkin olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar
vergisinden fazla olması halinde, mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer
vergi borçlarına mahsup edilir.
Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120 nci maddesi hükmü uyarınca, mahsup
işleminin yapılabilmesi için yazılı başvuru şartı aranmaz. Söz konusu
mahsup işlemi 6183 sayılı Kanunun 47 nci maddesi hükmü de dikkate alınarak
ilgili vergi dairesince re'sen yapılır.
Mahsup işlemi yıllık beyannamenin verildiği tarih esas alınarak yerine
getirilir. Mahsubu yapılacak vergi borçları için vade tarihinden, yıllık
beyannamenin verildiği tarihe kadar gecikme zammı uygulanır. Dolayısıyla
bu tarihten sonra söz konusu vergi borçları için gecikme zammı uygulanmaz.
Mahsup sonucu iadesi gereken miktarın bulunması ve bu tutarın beyannamenin
ilgili tablosuna yazılmış olması mükellefçe yazılı olarak yapılmış iade
talebi olarak kabul edilir. Yıllık beyannamenin ilgili
tablosunda/satırında gösterilmeyen geçici verginin mahsuben veya nakden
iade edilebilmesi için o yılın sonuna kadar yazılı olarak başvurulması
gerekir.
Geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar
sınırlaması olmayıp, geçici verginin ödenmiş olması yeterlidir. Geçici
vergiye ilişkin iade taleplerinde teminat ve inceleme raporu aranmaz.
2.4. Tevkif Yoluyla Kesilen Vergilerin Geçici Vergiye Mahsubu
İlgili dönemler halinde hesaplanan geçici vergiden varsa o hesap dönemi
ile ilgili olarak daha önce ödenmiş geçici vergi ve geçici vergiye tabi
kazançlarla ilgili olarak tevkif edilmiş vergiler mahsup edilmekte,
mahsuptan sonra kalan tutar o dönem için ödenmesi gereken geçici vergi
olmaktadır.
Yıllık beyannamenin vergi bildirimi tablosunda yer alan geçici vergiye
ilişkin satırda, beyannamenin ilgili olduğu geçici vergi dönemlerinde
ödenen geçici vergi tutarı (ilgili geçici vergi beyannamelerinin ödenecek
geçici vergi satırında yer alan tutarlar toplamı) gösterilir. Yıllık
beyannamenin vergi bildirimi tablosunun kesinti yoluyla ödenen vergiler
satırında ise, o yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin tamamı
(geçici vergiden mahsubu yapılan tevkifat tutarları dahil) gösterilir.
Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden, yukarıda sözü edilen
geçici vergi tutarı ile yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergilerin
tamamı mahsup edilir, kalan tutar ise bu Tebliğin 1.3. bölümünde yer alan
açıklamalar çerçevesinde red ve iade edilir.
3. Gelir ve Kurumlar Vergisi ile İlgili Vergi Hatalarından Kaynaklanan
İade İşlemleri
3.1. Yasal Düzenlemeler
Vergi Usul Kanununun 120 nci maddesinde, 5035 sayılı Kanunla yapılan
düzenleme uyarınca, nakden veya mahsuben tahsil edilen ancak fazla veya
yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerin iade ve mahsup
işlemlerinde, düzeltmeye dayanak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere
ait usul ve esasları belirleme konusunda Maliye Bakanlığı yetkili
kılınmıştır.
Yapılan bu düzenleme çerçevesinde, gelir ve kurumlar vergisi ile ilgili
vergi hataları nedeniyle fazla tahsil edilen vergilerin diğer vergi
borçlarına mahsup ve iadesi aşağıdaki şekilde yapılacaktır.
3.2. Diğer Vergi Borçlarına Mahsup veya Nakden İade
Fazla veya yersiz olarak vergi tahakkuk ettirilmesine neden olan vergi
hatasının düzeltilmesi halinde, vergi hatası nedeniyle fazla olarak
tahakkuk ettirilmiş verginin ödenmiş olması şartıyla, verginin mükellefe
iadesi gerekmektedir.
Vergi borçlarına mahsup talebi halinde bu talebin bir dilekçe ile vergi
dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Düzeltme işlemi ile iade işleminin
aynı vergi dairesi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda iade işlemi
için dilekçe dışında ayrıca bir belge ibrazına gerek yoktur. Vergi
dairelerinin farklı olması halinde hata nedeniyle fazladan tahakkuk etmiş
olan verginin ödendiğini gösteren belgenin ibrazı gereklidir.
Mahsubu talep edilen vergi borçları için, mükellefin vergi hatasının
düzeltilmesini ilgili vergi dairesine dilekçe ile haber verdiği tarih
itibariyle mahsup işlemi yapılmış sayılır ve mahsubu talep edilen vergi
borçları için bu tarihten itibaren gecikme zammı hesaplanmaz.
4. Diğer Hususlar
4.1. İade Talebinin Gerçeğe Aykırı Belgelere Dayanması
Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin mahsuben/nakden iade talepleri
ile ilgili olarak bu Tebliğde belirtilen ve ibrazı istenen belgelerin
gerçeği yansıtmaması halinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili
hükümleri çerçevesinde işlem yapılır. Ayrıca durum mükellefin bağlı
bulunduğu meslek odasına da bildirilir.
4.2. Tevkif Yoluyla Kesilen Verginin Vergi Sorumlusunca Tahakkuk
Ettirilmemesi veya Ödenmemesi
Nakden iade talebinin yerine getirilmesi için tevkif yoluyla kesilen
vergilerin, ilgili vergi dairesine ödenmiş veya tahakkuk ettirilmiş
olduğuna ilişkin belgenin istenildiği durumlarda, vergi sorumlusunun ödeme
yapmaması veya hiç beyanda bulunmaması nedeniyle söz konusu belge ibraz
edilemiyorsa, bu durum bağlı olunan vergi dairesine mükellef tarafından
bildirilir.
Konu, ilgili vergi dairesi tarafından vergi sorumlusunun bağlı olduğu
vergi dairesine iletilir ve verginin tahakkuku veya tahsili için gerekli
işlemlere ivedilikle başlanır. Verginin tahakkuku ve/veya tahsilinden
sonra nakden iade işlemleri bu Tebliğin 1.3.2. bölümünde yapılan
açıklamalar çerçevesinde yerine getirilir.
Vergi kesintisi yapanlarca kesilen vergilerin tahakkuk ettirilmiş olmasına
rağmen tecil, taksitlendirme veya borçların yeniden yapılandırılması
nedenleriyle ödenmemesi durumunda, mükelleflerce ilgili kurum veya
kuruluşlarca istihkaklarından kesinti yapıldığına ilişkin belgeye tecil
veya taksitlendirme yapıldığına ilişkin ilgili kurumdan alınacak yazının
eklenmesi yeterlidir.
4.3. Adına Vergi Kesintisi Yapılan ile Gelir Sahibinin Farklı Gerçek veya
Tüzel Kişi Olması
Bazı
durumlarda, adına vergi kesintisi yapılan gerçek veya tüzel kişi ile
üzerinden kesinti yapılan gelirin sahibi olan gerçek veya tüzel kişi
farklı olabilmektedir. Bu durumda gelir sahibinin beyan ettiği gelirle
ilgili olarak tevkif yoluyla kesilen vergilerin mahsubu ve iadesi
konusunda sorunlar yaşanmaktadır.
Gelirin sahibi olmadığı halde adına vergi kesintisi yapılmış olan
mükellef, ilgili dönemde kendisi adına yapılan vergi tevkifatlarının ne
kadarlık kısmının kendi gelirleri ne kadarlık kısmının diğer gerçek ve
tüzel kişilere ait gelirler ile ilgili olduğunu bildiren bir dilekçeyi
ekinde diğer gerçek veya tüzel kişilere ait olan gelirler ve bunlar
üzerinden yapılmış kesinti tutarlarını gösteren bir tabloyu ve kesilen
vergilerin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine yatırılmış
olduğuna ilişkin belgelerin onaylı bir örneğini bağlı bulundukları vergi
dairesine vereceklerdir.
Tablonun bir örneği dilekçe ve eklerinin tamamlanmış olması koşuluyla
vergi dairesine ibraz edildiği ifadesine yer verilerek mükellefe iade
edilir. Mükellefe iade edilen örnek, gelirin sahibi tarafından kesinti
yoluyla ödenen vergilerin mahsubu ve iadesinde bu Tebliğin önceki
bölümlerinde adına vergi kesintisi yapılan mükelleften istenen belgelerin
yerine kullanılacaktır.
Bankalarca, özel finans kurumlarınca veya aracı kurumlarca yapılan
ödemelerden kesilen vergilerle ilgili olarak, kesintiyi yapan kurum
tarafından düzenlenmiş ve vergi kesintisinin yapıldığını gösteren bir
belgenin eklenmiş olması yeterlidir.
4.4. Yeminli Mali Müşavirlerin Sorumluluğu
Mükellefe iadesi gereken tutarın yeminli mali müşavir tasdik raporuna göre
iade edilen tutardan daha az olduğunun veya iade edilmesi gereken bir
tutar bulunmadığının belirlenmesi halinde ortaya çıkan vergi ziyaı,
gecikme faizi ve buna bağlı cezalardan mükellefle birlikte yeminli mali
müşavir de müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır.
Süresinde tam tasdik sözleşmesi bulunan mükelleflerin, düzenlenen tam
tasdik raporunun ayrı bir bölümünde mükellefin iadeye hak kazandığı
tutarın, bu Tebliğde yeralan kanıtlayıcı belgeleri ve yasal dayanakları
belirtilmek suretiyle açıklanması gerekir. Tevkif suretiyle alınan
vergilere ilişkin olarak bu Tebliğde belirtilen kanıtlayıcı belgelerin
rapora eklenmesi zorunludur.
4.5. Tebliğ Düzenlemelerinin Geçerli Olacağı İadeler
Bu
Tebliğde yapılan açıklamalar, geçmiş dönemlere ilişkin olup da henüz
sonuçlandırılmamış mahsup ve iade talepleri hakkında da uygulanır.
4.6. Yürürlükten Kaldırılan Tebliğler
169 (1) ve
241 (2) seri numaralı
Gelir Vergisi Genel Tebliğleri ile
194 (3) seri numaralı
Gelir Vergisi Genel Tebliğinin (II) ve
217 (4) seri numaralı
Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 6. Bölümü ile
31 (5) seri numaralı Serbest
Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali
Müşavirlik Genel Tebliğinin 2. Bölümü yürürlükten
kaldırılmıştır.
Tebliğ olunur.
Ekler

_______________________
1
22.07.1992 tarih ve 21292 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
2
01.03.2001 tarih ve 24333 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
3
07.03.1996 tarih ve 22573 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
4
27.12.1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
5
20.07.2001 tarih ve 24468 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
|