|
ESAS NO :1994/3894
KARAR NO :1995/2937
KONU: 1) Faiz gelirinin hukuken tasarruf edilebilir
hale geldiği yılda vergilendirilmesinin gerektiği;
2) Anaparaya ilişkin kur farkının matrah farkı
sayılmayacağı hk.
İSTEMİN ÖZETİ: Merkezi yurt dışında bulunan ve
Türkiye'de ödünç para verme işleriyle uğraşan
..................... Corporation'un 1988 yılı
işlemlerinin incelenmesi üzerine düzenlenen inceleme
raporuna göre bu kurumun mükellefiyeti tesis edildikten
sonra Türkiye'deki daimi temsilcisi olduğu belirlenen
........................ adına kurumlar vergisi ve geçici
vergi salınmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. Danıştay
bozma kararı üzerine ............................. Vergi
Mahkemesi 7.4.1994 günlü ve E:1994/587, K:1994/986 sayılı
kararıyla, Gelir Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile
dosyada bulunan bilgiler birlikte değerlendirildiğinde,
Türkiye'de ödünç para verme işiyle uğraşan
........................... Corporation'un daimi
temsilcisinin ......................... olduğu,
........................... firmasının ise gözlemci ve
komisyon sözleşmesine göre yaptığı hizmetin gözetim ve
denetime ilişkin olduğu dolayısıyla
.............................. adına salınan kurumlar
vergisi ile kesilen kaçakçılık cezasında isabetsizlik
görülmediği, ikmalen ve re'sen
salınan vergiler üzerinden geçici vergi hesaplanmasının
Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 40 ıncı maddesine göre
mümkün olmadığı gerekçesiyle geçici verginin
kaldırılmasına, vergi aslı ve kaçakçılık cezasına ilişkin
davanın reddine karar vermiştir. Davacı kendisinin daimi
temsilci olmadığını,
........................................................
firmasının Türkiye'deki işlerini
.............................. firması yürüttüğünden
tarhiyatın ..................... adına yapılması
gerektiğini, kredi olarak verilen yabancı paranın
verildiği tarihteki kuru ile geri alındığı tarihteki kuru
arasındaki farkın kazanç olarak mütalaa edilmesinin mümkün
olamayacağını, matraha alınan faizin bir kısmını hiç
almadığını, kredinin bir kısmının ise geri dönmediğini
ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:
Davacının ................................ Corporation'ın
daimi temsilcisi olduğu yolundaki mahkeme kararı,
Dairemizin bozma kararına uygun olduğundan, davacının bu
yönden ileri sürdüğü iddialar kararın bozulmasını
sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
İnceleme raporundan, yabancı kurumun 26.12.1986-7.10.1988
tarihleri arasında yapılan kredi sözleşmeleri ile
21.1.1987 tarihinden itibaren Ameri-kan Doları olarak borç
vermesi karşılığı 31.3.987 ila 7.10.1988 tarihleri
arasında Amerikan Doları olarak faiz tahsil etmesinin
kararlaştırıldığı, kredinin ve faizin ödenmeyen kısmının
31.12.1987 tarihindeki Türk Lirası değeri ile ödemelerin
kesildiği 5.9.1988 tarihi arasındaki Türk Lirası
arasındaki farkının matrah olarak kabul edildiği
anlaşılmıştır.
Amerikan Doları olarak borç para veren yabancı kurumun
borcun ana parasına ait 31.12.1987 tarihindeki Türk Lirası
değeri ile 5.9.1987 tarihindeki Türk Lirası değerleri
arasındaki fark Türk Lirasında görülen kur
değişikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu değerler
arasındaki fark hizmet karşılığında alınan bir bedel
olmayıp verilen paranın geri alınmasıdır. Burada yabancı
kurumun parayı kullandırma hizmeti karşılığı alacağı
yalnızca faizdir. Faiz dışında bir gelir elde etmesi söz
konusu olamayacağından ana paranın kur farkına ilişkin
matrah farkında isabet görülmemiştir.
Gelir Vergisi Kanununa göre gelir bir gerçek kişinin bir
takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi
tutarı olarak tanımlanmıştır. Elde etme ise vergiyi
doğuran olaydır. Kazanç unsurlarına göre bir gelirin elde
edilmesi için tahakkuk, hukuki tasarruf, ekonomik ve fiili
tasarruf unsurlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tahakkuk gelirin mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmesi,
hukuki tasarruf, tahakkuk etmiş gelir üzerinden talepte
bulunma hakkının doğmasıdır. Ticari kazançta tahakkuk
esası benimsenerek, gelirin mahiyet ve tutar itibariyle
kesinlik kazanması gelirin elde edilmiş sayılması için
yeterli görülmüştür. Olay bu tespitler açısından
değerlendirildiğinde, faiz alacağı hukuken tasarruf
edilebildiği yılda vergilendirilir. Yani 1987 tarh
döneminde vadesi gelmekle tahakkuk eden ve hukuken
tasarruf edilebilir hale gelen faizin bu tarh döneminin
geliri ile ilgilendirilmesi, 1988 tarh döneminde vadesi
gelmekle tahakkuk eden ve hukuken tasarruf edilebilir hale
gelen faizin bu tarh dönemi geliri arasında yer alarak
değerleme gününün kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek
matraha alınması gerekir. Bu faizlerin alınan teminatlar
karşılığı tahsil edildiğinden söz edilerek faiz ve ana
para ödemelerinin kesildiği 5.9.1988 tarih itibariyle
oluşan kur farklarının vergilendirilmesi kabul edilemez.
Bu nedenle 1988 yılı içinde ödenmiş olan Amerikan Doları
cinsinden faizin bu tarih itibariyle Türk Lirasına
çevrilmesi, 1988 yılı içinde vadesi dolan ancak ödenmeyen
faizin değerleme gününün kuru üzerinden Türk Lirasına
çevrilmesi suretiyle matraha alınması gerektiğinden bu
hususlar dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere
......................... Vergi Mahkemesinin 7.4.1994
günlü ve E:1994/587, K:1994/986 sayılı kararının
bozulmasına 16.6.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|